<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık.VeForum.Net</title>
	<atom:link href="http://saglik.veforum.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://saglik.veforum.net</link>
	<description>bir 0rq.Org hizmetidir...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Nov 2010 18:06:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Besinleri nasıl saklamalıyız?</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/besinleri-nasil-saklamaliyiz.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/besinleri-nasil-saklamaliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 08:28:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet&Fitness]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[besinleri saklama]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[fitness]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl saklanmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Journal of Food Science dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, rafta altı aydan uzun kalan yeşil çayın anti-oksidan kapasitesi yaklaşık yüzde 32 oranında azalıyor. ournal of Food Science dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, rafta altı aydan uzun kalan yeşil çayın anti-oksidan kapasitesi yaklaşık yüzde 32 oranında azalıyor. &#8216;Kateşinler&#8217; olarak bilinen bu anti-oksidanların, kanser türlerindeki riski azaltıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Journal of Food Science dergisinde yayımlanan  bir çalışmaya göre, rafta altı aydan uzun kalan yeşil çayın anti-oksidan  kapasitesi yaklaşık yüzde 32 oranında azalıyor.</span></p>
<p><span>ournal of Food Science dergisinde  yayımlanan bir çalışmaya göre, rafta altı aydan uzun kalan<span id="more-1081"></span> yeşil çayın  anti-oksidan kapasitesi yaklaşık yüzde 32 oranında azalıyor. &#8216;Kateşinler&#8217; olarak bilinen bu anti-oksidanların, kanser türlerindeki riski azaltıcı etkileri var.</span></p>
<p>Çay, oksijen ve ışığa duyarlıdır, şarap gibi yıllarla daha da iyi hale gelmez. Çayınızı, hava geçirmez paketlerde ya da konserve  kutularda satın alın, mutlaka hava geçirmediğinden emin olun.  Kullandıktan sonra çayınızı opak (ışık geçirmez) kavanozlarda ve serin  bir alanda muhafaza edin.</p>
<p>Yeşil çay, siyah çaya oranla ısıya karşı daha hassastır bu nedenle ağzı  kapalı olan kavanozunuzu buzdolabında saklarsanız yaprakları daha uzun  süre taze ve sağlıklı kalacaktır.</p>
<p><span>
<div class="ngg-imagebrowser" id="ngg-imagebrowser-34-1081">

	<h3>Domates ve ürünleri </h3>

	<div class="pic">
<a href="http://saglik.veforum.net/wp-content/gallery/fotohaber_besinsakla/01.jpg" title="Çalışmalar gösteriyor ki, buzdolabında üç aydan daha uzun süre duran konserve domates salçalarındaki likopen oranı (kutu açılmamış olmasına rağmen) yüzde 50 azalıyor. İspanya’da konuyla ilgili çalışmalar yürüten araştırmacılar, geçen zamana bağlı olarak ketçapta bulunan likopen miktarında da azalmalar yaşandığını buldu. Çeşitli kanser türleri, kalp hastalıkları ve hatta kemiklerin kuvvetlenmesi için oldukça güçlü bir anti-oksidan olan likopenin bu şekilde kayba uğraması oldukça üzücü.

Önceden yapılmış domates sosları yerine kendi sosunuzu hazırlayıp kaybı daha aza indirebilirsiniz. Püre yerine domatesi tam veya küp şeklinde kesilmiş olarak saklamak lipokeni daha iyi korumanızı sağlar. Eğer ketçap buzdolabınızda uzun süre duruyorsa küçük boylarını satın alın. Taze şişelerde her zaman daha fazla likopen bulunur, bu nedenle üretim tarihini kontrol etmeyi unutmayın." class="shutterset_fotohaber_besinsakla">
	<img alt="Domates ve ürünleri " src="http://saglik.veforum.net/wp-content/gallery/fotohaber_besinsakla/01.jpg"/>
</a>
</div>
	<div class="ngg-imagebrowser-nav"> 
		<div class="back">
			<a class="ngg-browser-prev" id="ngg-prev-363" href="http://saglik.veforum.net/besinleri-nasil-saklamaliyiz.html?pid=363">&#9668; Back</a>
		</div>
		<div class="next">
			<a class="ngg-browser-next" id="ngg-next-359" href="http://saglik.veforum.net/besinleri-nasil-saklamaliyiz.html?pid=359">Next &#9658;</a>
		</div>
		<div class="counter">Picture 1 of 6</div>
		<div class="ngg-imagebrowser-desc"><p>Çalışmalar gösteriyor ki, buzdolabında üç aydan daha uzun süre duran konserve domates salçalarındaki likopen oranı (kutu açılmamış olmasına rağmen) yüzde 50 azalıyor. İspanya’da konuyla ilgili çalışmalar yürüten araştırmacılar, geçen zamana bağlı olarak ketçapta bulunan likopen miktarında da azalmalar yaşandığını buldu. Çeşitli kanser türleri, kalp hastalıkları ve hatta kemiklerin kuvvetlenmesi için oldukça güçlü bir anti-oksidan olan likopenin bu şekilde kayba uğraması oldukça üzücü.

Önceden yapılmış domates sosları yerine kendi sosunuzu hazırlayıp kaybı daha aza indirebilirsiniz. Püre yerine domatesi tam veya küp şeklinde kesilmiş olarak saklamak lipokeni daha iyi korumanızı sağlar. Eğer ketçap buzdolabınızda uzun süre duruyorsa küçük boylarını satın alın. Taze şişelerde her zaman daha fazla likopen bulunur, bu nedenle üretim tarihini kontrol etmeyi unutmayın.</p></div>
	</div>	

</div>	

<br />
</span></p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/besinleri-nasil-saklamaliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sonbaharda nasıl beslenmeliyiz?</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/sonbaharda-nasil-beslenmeliyiz.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/sonbaharda-nasil-beslenmeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 08:21:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet&Fitness]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[fitness]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[sonbaharda nasıl beslenmeliyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1077</guid>
		<description><![CDATA[Havalar soğuyor, hastalıklar artıyor. Vücut direncinin azaldığı, enfeksiyon hastalıklarının yaşandığı bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme daha çok önem kazanıyor. Dünyanın en önemli sağlık sorunlarından sayılan enfeksiyon hastalıklarının, sonbahar ve kış aylarında arttığını, bunların başında da grip ve soğuk algınlığının geldiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü&#8217;nden Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu Ersin, sonbaharda temel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Havalar soğuyor, hastalıklar artıyor. Vücut  direncinin azaldığı, enfeksiyon hastalıklarının yaşandığı bu dönemde  yeterli ve dengeli beslenme daha çok önem kazanıyor.</span></p>
<p><span>Dünyanın en önemli sağlık sorunlarından sayılan enfeksiyon hastalıklarının, <span id="more-1077"></span>sonbahar ve kış aylarında arttığını, bunların başında da grip ve soğuk algınlığının  geldiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü&#8217;nden  Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu Ersin, sonbaharda temel besin gruplarının  gereken miktarda alınmasının önemine dikkat çekiyor.</span></p>
<p><strong>&#8220;Özellikle enfeksiyon ile bağışıklık sistemi ilişkisi düşünüldüğünde;  artan metabolik hıza karşılık; hücrelerin ihtiyacı olan enerji, dengeli  bir beslenme ile sağlanabilir&#8221; diyen Aytulu, sonbahar mevsiminde doğru  ve yeterli beslenme ile ilgili şu bilgileri veriyor: </strong></p>
<p>&#8220;Bu günlerde metabolizmamızı koruma altına alıp, daha da güçlendirmenin  en etkili yollarından biri yeterli ve dengeli beslenmedir. Bu, her yaş  grubu için geçerlidir. Özellikle enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olan  çocuklar, gebeler, emziren anneler ve yaşlılar için beslenme daha da önem taşır.</p>
<p><strong>Vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını karşılayın</strong></p>
<p>Yeterli ve dengeli beslenme, gün içerisinde her besin grubundan yeterli  miktarda almakla sağlanır. Böylece ihtiyacımız olan protein,  karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri de almış oluruz.</p>
<p>A ve C vitaminleri, antioksidan vitaminlerdir. Bu vitaminler, bağışıklık  sistemimizi güçlendirerek, hastalıklara karşı direnç kazandırır.</p>
<p>Turunçgiller, havuç, brokoli, kabak, Brüksel lahanası, yeşilbiber,  karnabahar, mandalina, maydanoz, roka, tere gibi sebzeler, vitamin  açısından zengin besinlerdir. Burada önemli olan, meyvelerin sıkıldıktan  hemen sonra içilmesidir.</p>
<p><strong>Meyve suları bekletildiğinde C vitamini kayba uğrar. Çünkü bu vitamin; ısı ve ışıktan kolayca etkilenir. </strong></p>
<p><strong>Kuşburnu çayı için</strong></p>
<p>Ayrıca çay ve kahve yerine bitki çayları veya C vitamini yönünden zengin  olan kuşburnu çayı tercih edilebilir. Yemeklerde veya öğün aralarında  tüketilen bol miktardaki salata da bize ihtiyacımız olan vitaminleri  sağlayacaktır.</p>
<p>C vitamini kaybını önlemek için salatalar da meyve suları gibi hazırlandıktan kısa bir süre sonra yenmelidir.</p>
<p>Diyetteki yağ türü ve miktarı da enfeksiyon hastalıklarının seyrinde  önem taşır. Ayçiçeği, mısırözü, bitkisel sıvı yağlar, omega-6 yağ  asitleri, deniz ürünleri, omega-3 yağ asitleri, zeytin ve fındık yağı  ise omega-9 yağ asitleri açısından zengin besinlerdir. Saydığımız bu yağ  asitlerinin immün sistem üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Proteinden zengin beslenin</strong></p>
<p>Dengeli beslenmenin bir diğer şartı da yeterli protein alımıdır. Doku  yapımı ve onarımındaki güçlü etkileri nedeniyle proteinler, günlük  beslenmeden eksik edilmemelidir.</p>
<p>Enfeksiyon geçirildiği dönemlerde, protein kaynaklarının yeterli  tüketilmesi, genel kabul görmüş önemli bir noktadır. Özellikle süt,  yoğurt, peynir, yumurta, et, tavuk ve balık gibi gıdalar proteinin en iyi kaynağıdır.&#8221;</p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/sonbaharda-nasil-beslenmeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>5 Kilo vermenin 11 pratik yolu!</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/5-kilo-vermenin-11-pratik-yolu.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/5-kilo-vermenin-11-pratik-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 08:16:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet&Fitness]]></category>
		<category><![CDATA[5 kilo vermenin pratik yolu]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[fitness]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[kısa sürede kilo verme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1072</guid>
		<description><![CDATA[Kilo vermek mi istiyorsunuz? İşte size 11 ipucu&#8230;. Sadece 5 kilo vermek istiyorsun. Çoğu insan için 5 kilo vermek muhteşem bir görüntü için yeterli. Peki neler yapmalısın? İşte kolay ve pratik ipuçları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Kilo vermek mi istiyorsunuz? İşte size 11 ipucu&#8230;.</span></p>
<p><span>Sadece 5 kilo vermek istiyorsun. Çoğu insan için 5 kilo vermek muhteşem bir görüntü için yeterli. Peki neler yapmalısın? İşte kolay ve pratik ipuçları&#8230;</span></p>
<p><span><span id="more-1072"></span></span></p>

<div class="ngg-imagebrowser" id="ngg-imagebrowser-33-1072">

	<h3>5 Kilo vermenin 11 pratik yolu!</h3>

	<div class="pic">
<a href="http://saglik.veforum.net/wp-content/gallery/fotohaber_kiloverme/01.jpg" title="Bir şişe su al

Kendinize bir şişe su alın ve nereye giderseniz gidin yanınızdan ayırmayın. Su bir şekilde aşırı kaçırmış olduğunuz kalorilerin erimesine sebep olur. Su içmezseniz kalori vermeyi de unutun." class="shutterset_fotohaber_kiloverme">
	<img alt="5 Kilo vermenin 11 pratik yolu!" src="http://saglik.veforum.net/wp-content/gallery/fotohaber_kiloverme/01.jpg"/>
</a>
</div>
	<div class="ngg-imagebrowser-nav"> 
		<div class="back">
			<a class="ngg-browser-prev" id="ngg-prev-357" href="http://saglik.veforum.net/5-kilo-vermenin-11-pratik-yolu.html?pid=357">&#9668; Back</a>
		</div>
		<div class="next">
			<a class="ngg-browser-next" id="ngg-next-348" href="http://saglik.veforum.net/5-kilo-vermenin-11-pratik-yolu.html?pid=348">Next &#9658;</a>
		</div>
		<div class="counter">Picture 1 of 11</div>
		<div class="ngg-imagebrowser-desc"><p>Bir şişe su al

Kendinize bir şişe su alın ve nereye giderseniz gidin yanınızdan ayırmayın. Su bir şekilde aşırı kaçırmış olduğunuz kalorilerin erimesine sebep olur. Su içmezseniz kalori vermeyi de unutun.</p></div>
	</div>	

</div>	


]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/5-kilo-vermenin-11-pratik-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akşam yemek yemek kilo aldırıyor mu?</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/aksam-yemek-yemek-kilo-aldiriyor-mu.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/aksam-yemek-yemek-kilo-aldiriyor-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 08:07:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet&Fitness]]></category>
		<category><![CDATA[akşam yemeği kilo aldırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[akşam yemek yemek]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[fitness]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1067</guid>
		<description><![CDATA[Akşam yemek yediğiniz için kilo aldığınızı mı düşünüyorsunuz? Beslenme ile ilgili doğru olarak bilinen pek çok yanlış var. Bu doğru bilinen yanlışlar, halk arasında kulaktan kulağa yayılarak herkesin ortak fikri haline geliyor. Bu yanlışlardan bir tanesi de akşam sekizden sonra yenen yiyeceklerin yakılamayıp, yağa dönüşeceği düşüncesidir. Beslenme ve kilo almayla ilgili yanlışlara dikkat çeken Anadolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Akşam yemek yediğiniz için kilo aldığınızı mı düşünüyorsunuz?</span></p>
<p><span>Beslenme ile ilgili doğru olarak bilinen pek çok yanlış var. Bu doğru bilinen  yanlışlar, halk arasında kulaktan kulağa yayılarak herkesin ortak fikri  haline geliyor. Bu yanlışlardan bir tanesi de akşam sekizden sonra yenen  yiyeceklerin yakılamayıp, yağa dönüşeceği düşüncesidir. <span id="more-1067"></span></span></p>
<p>Beslenme ve kilo almayla ilgili yanlışlara dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, bu konuda aydınlatıcı açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Kilo dengesi, tamamen alınan kalori, harcanan kalori ve yapılan egzersizle ilişkilidir. Ne zaman yediğinizin çok önemi yoktur diyen Çağatay Demir, &#8220;Gün içinde toplamda  aldığınız kalori ve toplamda harcadığınız kaloriye göre kilo alır, kilo  verir veya kilonuz dengede kalır. İhtiyacınız olandan fazla kalori  aldığınızda vücudunuz aldığınız kalorinin saatine bakmadan bunu yağ  olarak depolayacaktır&#8221; dedi.</p>
<p>Genellikle akşam saatlerinde insanların daha kalorili yiyeceklere  yöneldiğini belirten Çağatay Demir; &#8220;Bunların başında film izlerken  yenen cips, maç izlerken yenen çerez ve serinlemek için tüketilen  dondurma örnek olarak verilebilir. Bu yiyecekler karbonhidrat ve yağ  içeriği fazla olduğu için yüksek kalorilidirler. Bu nedenle akşam atıştırmaları geç  saat olmasından değil, fazla kalorili olması nedeniyle sakıncalıdır&#8221;  dedi.</p>
<p>&#8220;Dolu bir mide ile kaliteli bir uyku uyumak söz konusu değildir&#8221; diyen Çağatay Demir, bu nedenle  yatmadan en az iki saat önce yeme içmeyi kesmekte fayda olduğunu ifade  etti.</p>
<p>Özellikle yatmadan önceki üç saatte tüketilen acı, yağlı, baharatlı ve  asitli yiyeceklerin gastroözefajiyel reflüyü tetikleyebiliyor. Eğer  kişinin reflü sorunu varsa özellikle akşam saatlerinde reflüyü  tetikleyen turunçgiller, çikolata, baharatlı yiyecekler, yüksek yağ  içeren besinler, alkol ve kafein içeren içeceklerden uzak durulması  gerektiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, &#8220;Eğer  televizyon izlerken bir şeyler atıştırmayı seviyorsanız, bu durum sizin  fazla yemenize neden olacaktır. Küçük bir kase yemeyi planlarken,  hepsini yemiş olarak kendinizi bulabilirsiniz. Bu nedenle sadece  yediğiniz yiyeceğe odaklanın&#8221; dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, bunlara  rağmen yine de akşam birşeyler atıştırmaktan vazgeçemeyenler için düşük  kalorili, lezzetli ve her daim buzdolabınızda bulundurabileceğiniz  birkaç atıştırmalık tarifi verdi.</p>
<p><span><strong>Soğuk çorba</strong></span></p>
<p>1 çay bardağı light yoğurt<br />
2 çorba kaşığı haşlanmış buğday<br />
3 çorba kaşığı haşlanmış nohut<br />
Nane<br />
1 çay bardağı su</p>
<p><strong>Bütün malzemeleri bir kasede karıştırıp üzerine nane serpin.</strong></p>
<p><strong>Tarçınlı komposto</strong></p>
<p>5 kuru kayısı<br />
10 kuru erik<br />
1 çubuk tarçın<br />
4 bardak su<br />
Tercihe bağlı tatlandırıcı</p>
<p><strong>Kayısı ve eriği 4 bardak su ile 15dk haşlayın. Ocağın altını kapatıp  çubuk tarçın ve isteğe göre tatlandırıcı ekleyin. Soğuk olarak tüketin.</strong></p>
<p><strong>Müsli</strong></p>
<p>1 çay bardağı light yoğurt<br />
2 çorba kaşığı yulaf ezmesi<br />
1 dilim doğranmış ananas<br />
3 parça dövülmüş ceviz</p>
<p><strong>Bütün malzemeleri kasede karıştırın.</strong></p>
<p><strong>Tarçınlı elma</strong></p>
<p>1 büyük boy yeşil golden elma<br />
Toz tarçın<br />
1 top vanilyalı dondurma</p>
<p><strong>Elmayı rendeleyin, tavada çevirin. Suyunu alınca tarçın serpin. Yanında bir top vanilyalı dondurma ile servis edin.</strong></p>
<p>Kaynak: E-kolay</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/aksam-yemek-yemek-kilo-aldiriyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz okula sağlıklı başlasın</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/cocugunuz-okula-saglikli-baslasin.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/cocugunuz-okula-saglikli-baslasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:47:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz okula sağlıklı başlasın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Etiler Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü&#8217;nden Uz. Dr. Deniz Tamtekin okul döneminde çocukları bekleyen hastalıklar hakkında bilgi verdi. Anaokuluna ya da ilkokula başlayan çocuğunuzun risk altında bulunduğu rahatsızlıklara karşı önceden önlem almalısınız. Doktorunuzun önereceği check-up kontrolleri sayesinde çocuğunuzun okuldaki başarısını gölgeleyecek hastalıkları önceden tespit edebilirsiniz. Çocuğunuz dişten göze, ortopedik gelişimden uyku düzenine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Memorial Etiler Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve  Hastalıkları Bölümü&#8217;nden Uz. Dr. Deniz Tamtekin okul döneminde çocukları  bekleyen hastalıklar hakkında bilgi verdi.<span id="more-1061"></span></span></p>
<p><span>Anaokuluna ya da ilkokula başlayan  çocuğunuzun risk altında bulunduğu rahatsızlıklara karşı önceden önlem  almalısınız. Doktorunuzun önereceği check-up kontrolleri sayesinde  çocuğunuzun okuldaki başarısını gölgeleyecek hastalıkları önceden tespit  edebilirsiniz.</span></p>
<p><strong>Çocuğunuz dişten göze, ortopedik gelişimden uyku düzenine kadar çocuk pek çok yönden kontrol edilmeli.</strong></p>
<p>Check-up, hastalıklar ortaya çıkmadan belirtileri tespit edip, hastalık  tam olarak oluşmadan önleyici tedbirlerin alınmasını sağlayan bir  kontrol muayenesidir. Bu yolla kişinin hasta olması önlenebilir ve sağlıklı bir hayat sürmesi sağlanabilir.</p>
<p>Anaokuluna başlama yaşını 3-4 yaş arası olarak kabul edilirse 2 yaşından sonra 6 ayda bir rutin muayeneleri yapılan çocukların zamanı geldikçe gerekli  konsültasyonları da kapsayan check-up muayenelerinin yapılması  gerekmektedir.</p>
<p>Süt dişlerinin tamamlandığı 2.5 yaşında çocuğun rutin muayenesinin yanı  sıra; bir diş hekimi tarafından diş kontrolünün yapılması hem diş  problem varsa erken müdahale açısından faydalıdır hem de çocuğun diş  hekimi ile korkusuzca kuracağı ilişki açısından önemlidir. Eğer 1  yaşında iken bebeğin gözlerinde kayma varsa ilk göz muayenesi 1 yaşında  yapılmalıdır. Herhangi bir göz problemi olmadığı düşünülen çocukların  bile 2 yaşındayken göz muayenesi olması kırma kusurlarının teşhisi  açısından oldukça önemlidir. Okula başlamadan, 6 yaşında bir kez daha  göz muayenesi olması göz sağlığı açısından iyi olacaktır.</p>
<p>Çocuk hekimi 6 ayda bir yaptığı rutin muayeneler sırasında çocuğun fiziksel büyümesi, sosyal gelişimi, dış görünüşü(solukluk vs gibi),göz bozuklukları, dişlerin gelişimi,  ortopedik sorunlar açısından değerlendirmelidir. Bu muayene sırasında  eğer çocuk hekiminin herhangi bir şüphesi olursa gerekli tetkik ve  konsültasyonları istemelidir.</p>
<p>4 yaşına geldiğinde ise rutin birtakım muayenelerin yapılmasında fayda  vardır. 4-6 yaş arasında uygulanması gereken aşılar vardır. Ayrıca hafif  olan bazı ortopedik sorunlar varsa ve bunlar düzelmediyse bu yaşta  ortopedi muayenesinin yapılması uygundur.</p>
<p>İçe basma, dışa basma, bacaklarda eğrilik ya da göğüs kafesi anormallikleri varsa bunları ilgili uzman olan ortopedistin değerlendirmesi gerekir.<br />
Eğer çocuğun soluk görünümü varsa kan tahlilleri yapılarak anemi olup  olmadığına bakmak gerekir. Çocuğun büyüme gelişmesini etkileyen  faktörlerden biri de uyku düzenidir.</p>
<p><strong>Okula başlangıç döneminde çocuğun günde ortalama 10 saat uyuması gerekir.</strong></p>
<p><strong>Anemini çocuklarda zeka gelişimini yavaşlatıyor</strong></p>
<p>Anemide yani kansızlıkta hemoglobin ve hematokrit değerleri, alyuvar  sayısı, alyuvarların büyüklüğü, önemlidir. Bunlar bize aneminin tipi  hakkında bilgi verir. Hangi tip anemi olduğunu saptandığında nedene  yönelik tedavi uygulanmaktadır. Anemik çocuklarda alyuvarların oksijen  taşıma yeteneği azalacağından dokular yeterince oksijenlenemez. Bu  durumda doku gelişimi normalden geri olacak ve bundan zekâ gelişimi de  etkilenecektir.</p>
<p><span><strong>Ailede yüksek kolesterol varsa&#8230; </strong></span></p>
<p>Ailede kalp hastalıkları açısından bir risk varsa veya aile bireylerinin büyük bölümünde yüksek kolesterol varsa bu çocukların kan yağlarına bakmak gereklidir.</p>
<p>Ailede yüksek kolesterol gibi bir problem varsa 2 yaşından sonra ve 6 yaşında kan yağlarına bakmak çocuğu birtakım hastalıklara karşı korumamız acısından bize faydalı olacaktır.</p>
<p>Ailesel kolesterol olması durumunda erken yaşta bir beslenme düzeni  oluşturulmalıdır. Ayrıca, tansiyon kontrolünün de belli aralıklarla  yapılmasında fayda vardır.</p>
<p><strong>İşitme problemleri de göz ardı edilmemeli</strong></p>
<p>Doğumdan sonra 1 ay içinde bebeğe rutin işitme testi uygulanarak işitme  kontrolü yapılır. Bazı durumlarda çocuğun o güne dek geçirdiği  hastalıklar göz önüne alınarak (özellikle sik ortakulak iltihabi geçiren  çocuklarda işitme kaybı olabilir) kulak burun boğaz hastalıkları  uzmanının konsültasyonu istenebilir.</p>
<p>Çocuk ilkokula başlarken kulak burun boğaz uzmanı, hangi sesleri nasıl  işittiğini tekrar kontrol etmelidir. Aile çocuğuna seslendiğinde oyuna  dalmasının dışında duymuyorsa, algılamasında problem varsa,  söylediğinizi yanlış anlıyorsa veya seslendiğinizde bakmıyorsa bunlara  dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>İdrar yolu enfeksiyonları okul döneminde çocukları tehdit ediyor</strong></p>
<p>Belirli bir yaşa kadar ailesiyle birlikte olan çocuğun tuvalet  eğitiminde anne sürekli yanındadır. Ancak  anaokulu ya da ilkokula  başladıklarında yanlarında biri olmadığından temizlik konusunda zorluk  yaşayabiliyorlar. Bu yüzden idrar yolu enfeksiyonları bu dönemde  sıklıkla görülebiliyor.</p>
<p>Toplu yaşanılan alanlarda, toplu kullanılan tuvaletlerde, el yıkanmasına  da dikkat edilmezse paraziter hastalıklar görülebiliyor. Üst solunum  yolu hastalıkları da bu dönemde sıklıkla karşımıza çıkıyor.  Çünkü okula  gitmeden önce çocuk evinde daha az kişiyle birlikte oluyor ve daha az  mikropla karşılaştığı bir ortamda bulunuyor.</p>
<p>Okula gittiğinde ise kalabalık bir ortama giriyor. Üst solunum yolu  hastalıkları damlacık enfeksiyonuyla bulaştığı için biri öksürdüğünde  hepsine geçebiliyor.</p>
<p><strong>Çocuklarınıza el yıkama ve tuvalet eğitimi verin</strong></p>
<p>Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonlarına karşı temizlik çok önemlidir. Kız  çocuklarında önden arkaya göre yıkanması ya da silinmesi gerekir. Tek  başına yapabileceği şekilde ailenin bunu çocuğuna öğretmesi gerekir.</p>
<p><strong>Okul başarısı için çocuğunuzun sağlıklı olması çok önemli</strong></p>
<p>Altıncı yaşta yapılması gereken bazı testler vardır. Örneğin kaka  tahlili yapıp, parazit aranması gerekebilir. Bazen parazitler  hastalıklarda anemiye neden olmaktadır. Hemogramda anemi tespit edilirse  bunun nedeni bulunmalı ve tedavi nedene yönelik düzenlenmelidir.</p>
<p>Kilo problemi olan çocuklarda kan şekerine bakılmalıdır. Özellikle  sıklıkla fast food turu beslenen çocuklarda kilo problemi ile birlikte  anormal kan sekeri değişimlerini görülebilir.  Ayrıca, gözden kaçan  idrar yolu enfeksiyonu olabilir.</p>
<p>Çocuğun iştahı kesilmiştir, midesi bulanıyordur, karnı ağrımıştır ve  aile çok dikkate almamıştır. Bunlar genel check-up içindedir ve ilkokula  başlarken bunları da yapmak gerekir. Aşı kontrolü yapılmalı ve eksik  aşılar tamamlanmalıdır.</p>
<p><strong>Halsizlik, yorgunluk ve şişmanlık tiroid belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Çocukların gelişiminde eğer bir şişmanlık söz konusuysa tiroit  fonksiyonlarına da bakmak gerekir. Tiroidin az çalıştığı durumlarda  çocukta şişmanlıkla birlikte yorgunluk, yavaşlık gibi başka belirtiler  de görülebilir. Ya da çocuk çok yemek yemesine rağmen kilo almıyorsa,  çocuk fazla hareketli ya da fazla sinirliyse o zaman tiroit bezinin çok çalıştığını aklımıza getirmeliyiz. Bu gibi  durumlarda tiroit fonksiyonlarının incelenmesi gerekir. Ama rutinde  bakılması gerekmiyor.</p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/cocugunuz-okula-saglikli-baslasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük kulaklar çocuğunuzun psikolojisini bozmasın!</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/buyuk-kulaklar-cocugunuzun-psikolojisini-bozmasin.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/buyuk-kulaklar-cocugunuzun-psikolojisini-bozmasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük kulaklar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük kulaklar çocuğunuzun psikolojisini bozmasın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1058</guid>
		<description><![CDATA[Estetik kulak ameliyatıyla kepçe kulaklar sorun olmaktan çıkıyor&#8230;. Estetik kulak ameliyatı ile kepçe kulaklar başa yaklaştırılabilir, eksik kıvrımlar yeniden oluşturulabilir ve büyük kulaklar küçültülebilir. 6 yaşından itibaren yaptırılabilen estetik kulak ameliyatları için yaz tatili tercih edilmektedir. Kulakta en sık görülen estetik bozukluk, halk arasında kepçe kulak diye adlandırılan şekil bozukluğudur. Diğer estetik ameliyatlarından farklı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Estetik kulak ameliyatıyla kepçe kulaklar sorun olmaktan çıkıyor&#8230;.</span></p>
<p><span>Estetik kulak ameliyatı ile kepçe  kulaklar başa yaklaştırılabilir, eksik kıvrımlar yeniden oluşturulabilir  ve büyük kulaklar küçültülebilir. 6 yaşından itibaren yaptırılabilen  estetik kulak ameliyatları için yaz tatili tercih edilmektedir.<span id="more-1058"></span></p>
<p>Kulakta en sık görülen estetik bozukluk, halk arasında kepçe kulak diye adlandırılan şekil bozukluğudur.</p>
<p>Diğer estetik ameliyatlarından farklı olarak kepçe kulak düzeltilmesi  kıkırdak yapı gelişiminin 6 yaş itibarı ile tamamlanmasından dolayı bu  yaştan sonra rahatlıkla yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Kepçe kulak düzeltme operasyonunu çocuğunuz okula başlamadan önce  yaptırarak, okulda arkadaşlarınca alay edilmesine ve bunun sonucunda  oluşabilecek psikolojik problemlere karşı önlem alabilirsiniz.</strong></p>
<p><a href="http://www.bogaziciestetik.com/Estetik-Cerrahi/Kulak-Kucultme.html" target="_blank"><span style="color: blue;"><strong>Detaylı bilgi için tıklayın!</strong></span></a></p>
<p><img src="http://www.ekolay.net/saglik/images/kepce.jpg" alt="" width="244" height="244" align="left" /><br />
Okul çağındaki kız veya erkek çocukların en büyük problemlerinden biri  olan kepçe kulağın, çocuğunuzun okul hayatı boyuna arkadaşları için alay  konusu olmasını, bu durumun yaratacağı kendine güven eksikliği ve bir  takım psikolojik sıkıntıları ve bu sıkıntıların çocuğunuzun sosyal  yaşamının olumsuz etkilenmesini engellemek sizin elinizde.</p>
<p>Erişkinlerde de kolaylıkla yapılan ve hiçbir sakıncası olmayan kepçe  kulak düzeltme ameliyatı, bu kişilerinde kendine olan güvenlerini  arttırmakta ve sosyal yaşamlarına kalite kazandırmaktadır. Toplumumuzda  sosyo-ekonomik nedenlerle çocukluğunda tedavi edilmemiş hastalar ilerde  kendi maddi imkânlarına kavuştuklarında kepçe kulak ameliyatını olarak  yaşam kalitelerini yükseltebilirler.</p>
<p>Ortalama olarak 1 saat süren kepçe kulak ameliyatından sonra hastalar  hemen evine dönebilmektedirler. Özellikle erkekler için büyük bir  sıkıntı kaynağı olan kepçe kulak problemi, kepçe kulak ameliyatı ile  kolayca giderilebilmektedir.</p>
<p><strong>Kepçe kulak ameliyatı konusunda detaylı bilgi edinmek isteyenler  aşağıdaki linki kullanabilir veya Boğaziçi Tıp Merkezi&#8217;ne 0212 227 00 00   numaralı telefondan ulaşabilirler.</strong></p>
<p><a href="http://www.bogaziciestetik.com/Estetik-Cerrahi/Kulak-Kucultme.html" target="_blank"><span style="color: blue;"><strong>Detaylı bilgi için tıklayın!</strong></span></a></span></p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/buyuk-kulaklar-cocugunuzun-psikolojisini-bozmasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç ektirirken sağlığınızı riske atmayın!</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/sac-ektirirken-sagliginizi-riske-atmayin.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/sac-ektirirken-sagliginizi-riske-atmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:40:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç ektirirken sağlığınızı riske atmayın]]></category>
		<category><![CDATA[saç ektirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1055</guid>
		<description><![CDATA[Her 10 erkekten 7&#8242;sinin saçları dökülüyor&#8230; Saç dökülmesi günümüzde en sık karşılaşılan fiziksel problemlerden birisidir. Saç dökülmesi genellikle erkeklerde görülüyor ve bu durum kişinin psikolojisini etkileyecek şekilde rahatsızlık verebiliyor. Durumun ciddiyeti &#8216;her 10 erkekten 7&#8242;sinin saçlarının döküldüğü istatistiğinden de anlaşılabiliyor. Saçlarının dökülmesine canı sıkılan kişiler bu problemlerini çözmek için çözüm ararken doktor olmayan saç ekimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Her 10 erkekten 7&#8242;sinin saçları dökülüyor&#8230;</span></p>
<p><span>Saç dökülmesi günümüzde en sık  karşılaşılan fiziksel problemlerden birisidir. Saç dökülmesi genellikle  erkeklerde görülüyor ve bu durum kişinin psikolojisini etkileyecek  şekilde rahatsızlık verebiliyor. <span id="more-1055"></span></p>
<p>Durumun ciddiyeti &#8216;her 10 erkekten 7&#8242;sinin saçlarının döküldüğü istatistiğinden de anlaşılabiliyor.</p>
<p>Saçlarının dökülmesine canı sıkılan kişiler bu problemlerini çözmek için  çözüm ararken doktor olmayan saç ekimi pazarlamacılarının ne yazık ki  tezgahına düşüyor.</p>
<p><img src="http://www.ekolay.net/saglik/images/248_hairboy.jpg" alt="" width="248" height="400" align="left" /></p>
<p>İnternette,apartman dairesinde hatta villalarda güzellik/saç ekimi  tanımını kullanan saç ekimi pazarlamacılarının doktor olmadığı halde tv  kanallarına çıkarak saç ekimi konusunda ahkam kesmeleri ve hastaların  sağlıklarını tehlikeye düşürmeler bu işi iyi yapan plastik  cerrahları,hastane ve cerrahi tıp merkezlerinin tepkilerine yol açıyor.</p>
<p>Hastane, cerrahi tıp merkezi olmayan ve merdiven altı diye adlandırılan  bu ehliyetsiz kişiler kişi ve kurumlar müşterilerine güven verici  vaatleriyle kandırıyorlar.</p>
<p>Bilimsel olarak hiçbir geçerliliği bulunmayan garanti belgesi vermek de  bu sahte ekiplerin hastaların iyi niyetini istismar etmelerinde   kullandıkları bir diğer yöntem.</p>
<p>Saç ekimi cerrahi bir işlem olup,hastane ve cerrahi tıp merkezlerinde  ameliyathane ortamında plastik cerrahi ekibi tarafından yapılması kanuni  bir meburiyettir.</p>
<p>Saç ekimi; mevcut saç açıklığı medikal diğer yöntemlerle giderilemeyecek  hastaların saçsızlık sorununu gidermeye dönük yapılan cerrahi bir  işlemdir. FUT ve FUE diye adlandırılan iki farklı yöntemle yapılabilir.</p>
<p><strong>Saç ekimi konusunda ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler aşağıdaki  linki kullanabilir veya Boğaziçi Tıp Merkezi&#8217;ne 0212 227 00 00  numaralı  telefondan ulaşabilirler.</strong></p>
<p><a href="http://www.bogazicisacekimi.com/" target="_blank"><span style="color: blue;"><strong>Detaylı bilgi için tıklayın!</strong></span></a></span></p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/sac-ektirirken-sagliginizi-riske-atmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip mevsimini hasta olmadan atlatın!</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/grip-mevsimini-hasta-olmadan-atlatin.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/grip-mevsimini-hasta-olmadan-atlatin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:33:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[genel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip mevsimi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta olmadan atlatın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1050</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü&#8217;nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, sizi günlerce yatağa düşürebilecek grip ve korunma yolları konusunda bilgi verdi. Güzel yaz günlerinin geride kalmasıyla kış artık kapıda. Soğuyan havalar ile alışveriş merkezlerinde; eğitim döneminin başlamasıyla da okul, servis gibi kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirmeye başlandı. Bu durumda kişiler arası yakın temasın artması; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları  Bölümü&#8217;nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, sizi günlerce yatağa düşürebilecek  grip ve korunma yolları konusunda bilgi verdi.<span id="more-1050"></span></span></p>
<p><span>Güzel yaz günlerinin geride kalmasıyla  kış artık kapıda. Soğuyan havalar ile alışveriş merkezlerinde; eğitim  döneminin başlamasıyla da okul, servis gibi kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirmeye başlandı.</span></p>
<p>Bu durumda kişiler arası yakın temasın artması;  çevrenizde elinde kağıt  mendil, burnu silinmekten kızarmış ve sürekli hapşırdığını gördüğünüz  pek çok kişinin sizi solunum yolu enfeksiyonları ile karşı karşıya  bırakmasına sebep olacaktır.</p>
<p>Güçlü bir bağışıklık sistemi, enfeksiyonlar dahil pek çok hastalıkla baş  edebilse de, mikrobik hastalıkların bulaşmasını önleyecek bazı önlemler  mutlaka alınmalıdır.</p>
<p><strong>Grip, bir virüs hastalığı olduğundan antibiyotik tedavisine yanıt vermez</strong></p>
<p>Mevsim değişikliğine bağlı olarak aynı gün içerisinde sıcak ve soğuk  havayı birlikte hissedebilmekteyiz. Bu tür hava değişimleri gribe  yakalanma riskinizi artıran en önemli nedenlerden biridir.</p>
<p>Grip, çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülen, hastalığı taşıyan  kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve  doğrudan temasla bulaşan bir hastalıktır. Kuluçka dönemi, 1-4 gün  arasındadır.</p>
<p>Belirtilerin başlamasından önceki 24 saat ve sonraki beş gün kişinin bulaştırıcılığı devam eder. Gribin  belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık,  öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlik  sayılabilir.</p>
<p>Genellikle 1-2 hafta içinde iyileşme görülür. Ancak yaşlılarda,  diyabetlilerde, altta yatan böbreğe, kalbe ya da solunum sistemine ait  kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında  zatürre gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir.</p>
<p>Grip, bir virüs hastalığı olduğundan antibiyotik tedavisine yanıt  vermez. Hastalara bol sıvı almaları, yatak istirahati ve belirtilere  yönelik ilaçlar önerilir. Virüse yönelik ilaçlar erken dönemde faydalı  olmaktadır.</p>
<p><strong>Okul servisleri ve toplu taşıma aralarında dikkatli olun</strong></p>
<p>Pek çok enfeksiyon hastalığında olduğu gibi, solunum yolu  enfeksiyonlarından korunmada da alınacak en önemli tedbirlerden ilki  uygun el temizliğidir.</p>
<p>Gün içinde her türlü ortamla temas eden ellerimiz, dış ortamdaki pek çok mikrobun vücuda taşınmasında rol alabilir. Özellikle  ortak kullanılan eşyalar, toplu taşıma araçları, okul servisleri  hastalıkların bulaşmasını sağlayacak ortamlardır. Tüm bunlara ek olarak;  kapı kolu, elektrik düğmesi, klavye, telefon ahizesi gibi eşyalara daha  önceden hasta insanlar temas etmişse, bulaştırtıcı olabilirler. Bu  yüzeylerin belli aralıklarla temizlik malzemeleri ile temizlenmesi  korunmada etkili olabilir. Bunun dışında, her türlü ortak yüzeye temas  ya da tokalaşma sonrası, ellerin ağız, burun, yüze sürülmemesi, ellerin  sabunlu etkin bir biçimde iyice yıkanması uygun olacaktır.</p>
<p>Ellerin yıkanmasının mümkün olmadığı durumlarda, el dezenfektanlarından  da faydalanılabilir. Hasta kişilere temastan kaçınılması, ev halkından  biri hasta ise, hasta kişiye ait havlu, nevresim, tabak, bardak gibi  eşyaların ortak kullanılmaması gerekmektedir.</p>
<p>Hasta kişinin eşyaları ile temastan sonra da ellerin yıkanması önerilir.  Ev, ofis gibi ortamların sık sık havalandırmasını sağlamak da uygun  olacaktır.</p>
<p><span><strong>Yumurta alerjisi olanlar aşı yaptırmamalı</strong></span></p>
<p>Gripten korunmada gripli kişilerle temastan kaçınılması, ellerin sık sık  yıkanmasının yanı sıra grip aşısı da önerilebilir. Grip virüsü sürekli  tip değiştiren bir virüs olduğundan Dünya Sağlık Örgütü her yıl o sene  sık görülen virüs tiplerini belirlemekte ve aşı buna göre  hazırlanmaktadır.</p>
<p>Aşı, 3 tip ölü virüs içermektedir. Uygulandıktan sonra etkisinin ortaya  çıkması 10-15 gün kadar bir süre almaktadır. Bu nedenle sonbahar  başlarında yapılması önerilmektedir. Tüm kış boyunca yapılmasının bir  sakıncası yoktur, erken yapılmasının nedeni, bağışıklığın bir an önce  başlamasının sağlanmasıdır. Bu arada, çoğunlukla koruyucu olsa da grip  aşısı yapılması, kişinin o yıl asla grip olmayacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Aşının koruyuculuğu, yüzde 60-80 arasında değişmektedir. Ayrıca grip  aşısı gribe benzer diğer hastalıklardan (nezle gibi) korumamaktadır</p>
<p>65 yaşın üzerindekiler, bazı akciğer hastalığı olanlar (astım, kronik  bronşit gibi), kronik kalp ve damar hastaları, şeker hastaları, kan  hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler (uzun süreli kortizon  kullanımı, AIDS, kanser tedavisi görenler gibi) grip aşısı  yaptırabilirler. Ayrıca, bakım/huzur evlerinde kalanların ve burada  çalışan personelin, sağlık personelinin de grip aşısı yaptırması uygun  olabilir. Ancak aşı tavuk yumurtasında hazırlandığından dolayı yumurta  alerjisi olanların, aşının içeriğine alerjisi bulunanların,  &#8220;Guillain-Barré Sendromu&#8221; adı verilen nörolojik bir hastalığı olanların  ve hamileliğinin ilk 3 ayındaki kadınların grip aşısı yaptırmaması  gerekmektedir.</p>
<p>6 aydan küçük bebeklere de grip aşısı uygulanmamalıdır. Aşı yapılacağı  zaman ateşli bir hastalık geçirmekte olanların da, rahatsızlıkları  düzelene kadar aşıyı ertelemesi önerilmektedir.</p>
<p><strong>Kışa girerken bağışıklık sisteminizi güçlendirin!</strong></p>
<p>Kış mevsimine yavaş yavaş girerken hasta olup tedaviyi beklemek yerine  hastalık olmadan engellemek en doğru adım olacaktır. Çünkü mikroplara  maruz kaldığımızda hastalıkların engellenmesi ya da daha hafif  atlatılması, bağışıklık sistemimizin gücü ile orantılıdır.</p>
<p>Bağışıklık sistemi, pek çok hücre ve organı içeren, oldukça komplike bir  sistemdir. Bu sistem sayesinde enfeksiyonlar ve kanserler gibi  hastalıklardan korunuyoruz. Doğuştan gelen bazı bağışıklık  yetmezliklerinin yanı sıra, yeterli beslenmeme, ruhsal stres ve bazı  bağışıklık baskılayıcı ilaçlar bu sistemin dengesini bozabiliyor.</p>
<p>Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip kişiler çevresel faktörlerin  etkisiyle kolay kolay hasta olmazken, bağışıklık sistemi zayıfladığında  zararsız görünen mikrobik hastalıkların bile ölümle sonuçlanması söz  konusu olabiliyor.</p>
<p><strong>Bağışıklık sisteminizi üçlendirmek için şu önerileri mutlaka göz önünde bulundurun:</strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin iyi çalışmasının anahtarı, dengeli beslenmektir.  Bunu başaran &#8220;sihirli&#8221; bir besin yoktur; ancak önemli olan sağlıklı  koşullarda üretilmiş ve hazırlanmış besinleri, dengeli bir biçimde  tüketmektir.</p>
<p>Yeterli protein alın. Protein kaynağı olarak hayvansal ve bitkisel proteinleri dengeli bir biçimde tüketin.</p>
<p>Çiğ sebze-meyve ile beslenin. Sebze ve meyveler içerdikleri doğal  vitaminler ve diğer antioksidanlar aracılığıyla, bağışıklık sistemini  güçlendirmeye yardımcı olurlar.</p>
<p>Probiyotiklerden yararlanın (yoğurt, kefir&#8230;). Bu tür besinler,  mide-bağırsak sistemindeki bağışıklık sistemi elemanlarının sağlıklı  işleyişinde rol almaktadır.</p>
<p>Uykunuzu alın. Yalnızca yeterince uzun süre uyumak değil, &#8220;kaliteli&#8221;  uyku uyunması da bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişi açısından  önemlidir.</p>
<p>Egzersiz yapın; ancak aşırıya da kaçmayın. Düzenli yapılan egzersizin  enfeksiyon riskini azaltmaktadır. Tam tersine aşırı ve düzensiz  egzersiz, bağışıklık sisteminin işleyişini olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Mutlaka bol sıvı alın.</p>
<p>Hazır içecekler yerine doğal, taze sıkılmış meyve sularından yararlanın.</p>
<p>Çay için. Yeşil çay &#8220;kateşin&#8221; adı verilen bir antioksidanı bolca  içermektedir. Çaydaki polifenoller, pek çok hastalığa neden olabilen  oksidan maddelerle savaşılmasına yardımcı olmaktadır.</p>
<p>Sigaranın, bağışıklık hücrelerinin yanıtını bozduğu bilinmektedir bunun  için sigaradan vazgeçin, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmamaya  çalışın.</p>
<p>Aşırı yağ tüketiminden, özellikle &#8220;trans yağlar&#8221;dan kaçının. Gereğinden  fazla yağlı besinler tüketmenin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği  gösterilmiştir. Kilonuzu ideal aralıkta tutmaya çalışın. Hızlı kilo  kaybı, bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Bilinçsiz, hızlı kilo  kaybettiren diyetlerden kaçının.</p>
<p>Temizlik maddelerinin aşırı kullanımı ile cildinizin sağlıklı ve normal bakteri dengesini bozmayın.</p>
<p>Hekim kontrolünde olmadan alınan gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</p>
<p>Hayata olumlu bakın, bol bol gülün.</p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/grip-mevsimini-hasta-olmadan-atlatin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk doktorlarından selülite kesin çözüm!</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/turk-doktorlarindan-selulite-kesin-cozum.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/turk-doktorlarindan-selulite-kesin-cozum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:30:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[selülite çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[skleroterapi]]></category>
		<category><![CDATA[türk doktorlarından selülite kesin çözüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[Gencinden yaşlısına , en zayıfından, en şişmanına neredeyse bütün kadınların değişmeyen kabusu selülit ,zahmetsiz bir tedavi yöntemi olan skleroterapi ile inanılmaz bir şekilde tamamen yok oluyor. Selülitle tanışmayan veya selülitlerinden kurtulabilmek için tüm çareleri denemeyen kadın neredeyse yok denecek kadar az. Ancak çözüm olur ümidiyle farklı yollar deneyen fakat beklediği sonucu edemeyen bayanların selülitle ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Gencinden yaşlısına , en zayıfından, en  şişmanına neredeyse bütün kadınların değişmeyen kabusu selülit  ,zahmetsiz bir tedavi yöntemi olan skleroterapi ile inanılmaz bir  şekilde tamamen yok oluyor.<span id="more-1045"></span></span></p>
<p><span>Selülitle tanışmayan veya selülitlerinden kurtulabilmek için tüm çareleri denemeyen   kadın  neredeyse yok denecek kadar az. Ancak  çözüm olur ümidiyle farklı yollar deneyen  fakat  beklediği  sonucu edemeyen bayanların  selülitle ilgili tedavilere  inancı gün  geçtikçe azalmakta. Öyle ki  selülit problemlerinden dolayı giyim  tarzlarını değiştirmeyi bile bir çözüm gibi görmekte , psikolojik açıdan  sıkıntılar yaşayacak derecede   olaydan rahatsızlık duymaktalar.</span></p>
<p>Okmeydanı Damar Merkezi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cafer  Abbasoğlu  varis tedavilerinde kullanılan &#8220;skleroterapi&#8221;(köpük) tedavisi  ile selüliterin  tamamen ortadan kalktığını , böylece bayanların  pürüzsüz  bir ciltle kendilerini yeniden doğmuş gibi hissetmeye  başladıklarını söyledi.</p>
<p>Selülitin sadece estetik bir sorun olarak algılanmasının çok yanlış olduğunu da  vurgulayan  Abbasoğlu bu durumun öncelikle sağlık açısından oluşturacağı sıkıntıları da   göz  önüne alarak uzman hekimler ile hareket edilmesinin önemine dikkat  çekti.</p>
<p><strong>Selülit  ve skleroterapi :</strong></p>
<p>Derinin alt tabakasında yağ dokusunun hemen etrafında meydana gelen  selülitler , derinin üst bölümünde  pütür pütür portakal kabuğu  dediğimiz görüntüye sebep olurlar.</p>
<p>Genişleyen yağ hücrelerinden ötürü vücutta  fazla su tutulmaya  başlayarak  dolaşım zayıflar ;  dolayısıyla dokulara daha az oksijen  gidince dokular elastikiyetini kaybeder ve cilt üstünde pütürlü bir  görünüm yani selülit meydana gelir.</p>
<p>Bu açıklamadan da  anlaşılacağı üzere selülit aslında bir sağlık sorunu  olup, çözümü ise yine sağlık kuralları çerçevesinde ele alınmalı ve  uygulamalar bu doğrultuda yapılmalıdır.</p>
<p>Bilinçli hasta grubunun gün geçtikçe artmasının kendileri için oldukça  sevindirici olmasına  da dikkat çeken Abbasoğlu skleroterapinin  selülitler üzerindeki etkisini ise şu şekilde özetledi:&#8221;Skleroterapi,  normalde sklerozan veya köpük denilen bazı büzüştürücü ilaçlar damar  içine verildiğinde  damarlarda büzüşme yapıp kapanmasını sağlayan bir  yöntemdir. Ancak varis tedavisi maksatlı sadece sklerozan madde ile  uygulanan sklerotarapilerle , selülitleri yok eden skleroterapiyi  karıştırmamak gerekir.  Selülite yönelik  skleroterapide sadece bizim  uyguladığımız metod farklı olup burada sklerozan madde +konsantre  şekerli su karışımı kullanılmaktadır.</p>
<p>Bu karışımla yapılan skleroterapide uygulanan işlem sonrasında ciltte alerjik reaksiyonlar, renk değişimi,leke,nekroz(yara) oluşmaz.<br />
Bu maddelerin damar içine verilmesi neticesinde o bölgedeki cilt altı dokusunda bulunan selülitler ortadan kalkmaktadır.</p>
<p>Köpüklü ince kılcal damar tedavisinde sklerozan maddenin seçimi hastanın  cilt tipine ,inceliğine ve hormonal durumuna göre değişmektedir.<br />
Yapılan uygulama sonrasında giyilmesi önerilen külotlu varis  çorapları  sıvının bir müddet daha damarların içinde kalarak etkisinin artmasına  yardımcı olmaktadır. Ayrıca giydirilen çorapların dokusundaki maddeler  yürüme esnasında cilt ve cilt altına etki ederekhafif bir sıcaklık  oluşturmakta ve bu sayede yağlı dokuyu eriterek , selülitleri yok  etmektedir &#8221; dedi.</p>
<p>Op. Dr. Cafer Abbasoğlu skleroterapi uyguladığı bayanlarda  tedavi  sonrası izlenimlerini ise kısaca şöyle anlattı : Köpük tedavisi  uyguladığımız hastaların bir çoğu selülit sorunlarından kurtulabilmek  için kozmetik ürünlerden , beslenme ve diyet uygulamalarına kadar deneyebilecekleri  birçok yolu  denediklerini  ancak sağlıklı bir neticeye kavuşamadıklarını üzülerek  belirtiyorlar.</p>
<p>İşte ümitlerin kaybolmaya yüz tuttuğu  bu aşamada skleroterapi ile  pürüzsüz ve sağlıklı bir cilde hızla kavuşan hastalarımız  hemcinslerine  çok geç olmadan skleroterapi tedavisini  tavsiye ediyorlar. Eskisi gibi  sağlıklı görünüme kavuşan bayanlar daha bir kendine güvenen , mutlu  bireyler halini alıyorlar.</p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/turk-doktorlarindan-selulite-kesin-cozum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital enfeksiyonlar kısırlık yapıyor</title>
		<link>http://saglik.veforum.net/genital-enfeksiyonlar-kisirlik-yapiyor.html</link>
		<comments>http://saglik.veforum.net/genital-enfeksiyonlar-kisirlik-yapiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[genital enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[klamidya enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[laparoskopi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.veforum.net/?p=1040</guid>
		<description><![CDATA[Üreme sağlığını korumanın en önemli basamaklarından birinin genital enfeksiyonların erken tanı ve tedavisi olduğunu belirten uzmanlar, genital enfeksiyonların, kısırlığa yol açabildiğini belirtiyor. Kadınlarda sık görülen vajinal enfeksiyonlar kaşıntı, yanma hissi, kötü kokulu ve koyu renkli akıntı, idrar yaparken yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrıya yol açıyor. Genital enfeksiyonların kısırlığa da neden olduğunu belirten Gazi Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Üreme sağlığını korumanın en önemli  basamaklarından birinin genital enfeksiyonların erken tanı ve tedavisi  olduğunu belirten uzmanlar, genital enfeksiyonların, kısırlığa yol  açabildiğini belirtiyor.<span id="more-1040"></span></span></p>
<p><span>Kadınlarda sık görülen vajinal  enfeksiyonlar kaşıntı, yanma hissi, kötü kokulu ve koyu renkli akıntı,  idrar yaparken yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrıya yol açıyor.</span></p>
<p>Genital enfeksiyonların kısırlığa da neden olduğunu belirten Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş, &#8220;Vajinal  enfeksiyonlar, vajinal ortamı da değiştirdiğinden spermin canlı kalma  süresini kısaltıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Genital enfeksiyonların her zaman belirti vermeyebildiğini anlatan Tıraş, bu nedenle hekim tarafından  düzenli muayene yapılması gerektiğini söyledi. Yapılacak testlerle erken  dönemde tespit edilen enfeksiyonların genellikle antibiyotiklerle  tedavi edildiğini belirten Tıraş, aksi halde ilerleyen enfeksiyon  tablosunun üreme organlarında kalıcı hasarlara yol açabileceği  uyarısında bulundu ve şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Cinsel temas yoluyla geçen hastalıklar içerisinde en sık &#8220;Klamidya Enfeksiyonları&#8221; geliyor. Bu enfeksiyonlar, kadınlarda kokusuz sarı renkli akıntı, adet dönemi  ortasında kanama ve cinsel ilişki sırasında kanama belirtileri  verebileceği gibi, kimi zaman hiçbir bulguya yol açmayabiliyor. Bu daha  da tehlikeli sonuçlar doğuruyor. Çünkü hastalık ilerleyerek tüplerde  tıkanıklık ve infertiliteye neden oluyor. Erkeklerde peniste beyaz  renkli akıntıya neden olan &#8220;Klamidya Enfeksiyonları&#8221;, idrar yaparken  yanma ve sızıya yol açıyor.</p>
<p>Çocuğu olmayan çiftlerin mutlaka Klamidya Enfeksiyonu yönünden  değerlendirilmesi gerekiyor. Hastalık tespit edilirse, antibiyotikle  tedavi edilebiliyor. Kadınlarda ilerlemiş vakalarda l HSG (Rahim ve tüp  filmi) veya laparoskopi ile tüplerde tıkanıklık tespit edilir ise &#8220;tüp  bebek&#8221; tedavisi önerilebiliyor.&#8221;</p>
<p><strong>Enfeksiyon riskini arttıran durumlardan kaçınılmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tıraş, enfeksiyon riskini azaltmak için çok eşlilikten  kaçınılması gerektiğini vurgulayarak, yanı sıra vücudun ve yaşanılan  çevrenin temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Genital bölgenin temizliğinde aşırıya kaçılmaması ve kimyasallardan uzak  durulması gerektiğine de dikkati çeken Tıraş, &#8221;Genital bölgeye  deodorant sıkılması, kokulu pedler ve tamponlar kullanılması sakıncalı  sonuçlara yol açabiliyor. Yine bu bölgenin nemli kalmaması ve dar  kıyafetlerden kaçınılarak pamuklu çamaşır kullanılması da alınabilecek  önlemler arasında yer alıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><span><strong>Enfeksiyonlar düşüklere de yol açıyor</strong></span></p>
<p>Tıraş&#8217;ın verdiği bilgilere göre, kadında ve erkekte genellikle hiçbir bulgu vermeyen bu mikroorganizmalar, düşüklere yol açabiliyor. Türkiye&#8217;de ne kadar yaygın  olduğu bilinmeyen bu enfeksiyonlar, özellikle kuzey ülkelerinde daha  yaygın görülüyor. Laboratuar testleri ile tespit edilebilen  mikroorganizmalar, antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor.</p>
<p>Cinsel temasla geçen en önemli enfeksiyonlardan birini de Gonore (Bel  Soğukluğu) oluşturuyor. Kadınlarda bazen hiç belirti vermeyeceği gibi kimi zaman vajinal akıntı, adet düzensizliği, bel ağrısı gibi yakınmalara neden oluyor.</p>
<p>Erkeklerde renkli uretral akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler  veren bu enfeksiyon, tüplerde tıkanıklık ve yapışıklıklara yol açarak  sperm geçişini engelliyor ve kısırlığa yol açıyor.</p>
<p>İnsan siğil virüsü olarak da bilinen HPV ise vajinal ortamda ve dış  genital sistemde siğillere neden olarak cinsel birleşmeyi ve dolayısıyla  gebeliği imkânsız hale getirebiliyor. Gebelik oluşsa bile aktif HPV  taşıyan annelerde, bebeğin sağlığını tehlikeye atmamak için mutlaka  sezaryen doğum yapılması öneriliyor.</p>
<p>Frengi (sifilis) enfeksiyonu da erken dönemde tanı alıp tedavi edilmezse  kalp, beyin gibi hayati organları etkileyerek yaşamı tehdit edebiliyor.</p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.veforum.net/genital-enfeksiyonlar-kisirlik-yapiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

